GAZİ MEHMET (ESKİ MUHTAR) - Hikayeler, Nükteler, Efsaneler, - Osmaniye Köyü - Kütüphane - Osmaniye Köyü sivas/zara, kültürel paylaşım ve iletişim
Osmaniye Köyü
Menü
Kütüphane raflar
Haberler [0]
Köy Tarihçesi [1]
Soy Ağacı [0]
Köyde Yaşayanlar [0]
Kim nerede? [0]
Önemli Simalar [0]
İş Adamları [0]
Köy Derneği [0]
Yeni Doğanlar [0]
Evlenenler [0]
Vefat Edenler [0]
Demografik ve Altyapı Bilgileri [0]
Osmaniye Spor [0]
Hikayeler, Nükteler, Efsaneler, [1]
Diğer [0]
Yazı tahtası
200
Anket
Siteyi nasıl buldunuz?
Toplam sorular: 726
Ana sayfa » Kütüphane » Osmaniye Köyü » Hikayeler, Nükteler, Efsaneler,

GAZİ MEHMET (ESKİ MUHTAR)

                                        DUMLUPINAR

        İsmail Hoca Oğlu Mahamat (Gazi Mehmet ya da Eski Muhtar) dedem Abid Akkaya’nın babası olup Çanakkale (Dumlupınar)  savaşında yunanı denize döken cengâverler arasında bulunan yiğit cengâver. Gazi Mehmet’in anlattıklarını oğlundan, dedem Abid Akkaya’dan naklediyorum.

        Gazi Mehmet topçu çavuşudur. Mareşal Fevzi Çakmak Gazi Mehmet’i hiç yanından ayırmazmış. Bir gün siperde savaş verilirken Türk birliklerinin inatçı direnişine daha fazla dayanamayan yunan ordusu geri çekilmeye başlar. Uzun bir süre Türk Ordusu ne uyumuş nede doğru düzgün beslenmiştir buna rağmen yunanın geri çekildiğini görünce süngü tak emriyle süngü kılıç, kama Türk askeri yunana saldırır.
       Uzun bir süre yunan ordusunu kovalayan ve yakaladığını boğazlayan Türk ordusu arasında dedem Gazi Mehmet’te vardır. Yunandan son kırıntılar kalınca dedemde güç kuvvet kalmamıştır. Dedem yüzbaşıya;
—“Yüzbaşım uykudan tüm vücudum uyuştu, ayaklarımı hissedemiyorum, gözlerimi açamıyorum artık gücüm kalmadı, ben uyuyacağım.” der. Yüzbaşı ise;
—“Savaşın ortasında ne uykusu Mehmet, Yunanı denize dökmeye az kaldı.” der. Gazi Mehmet;
— “Komutanım dayanacak gücüm kalmadı.” Diyince. Yüzbaşı şöyle der;
¬¬—“Bari şu korulukta uyu der.” Uyuduğunda öğle vaktidir. Uyandığında ise yine öğle vaktidir. Artık kaç gün uyudu bilinmez. Yanında bir arkadaşı daha vardır ve etraf yunan ölüleriyle kaplıdır. Etrafa bakınırlar kimsecikler yok ama karşı tepede bir kafa görürler. Tarla faresi gibi kafasını kaldırıp indiriyordur. Yanına yunan leşleri içinden geçerek giderler, her taraf kandır. Yunan askerinin yanına vardıklarında ölü taklidi yaptığını görürler. Dedemin arkadaşı süngüyle yunana dürttüğünde böğüre böğüre bayırdan yuvarlanır. Daha sonra birliklerine dönerler.

        Yine bir gün Atatürk, Mareşal Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü dedem Gazi Mehmet’i de alarak dar bir vadiye giderler. Bu vadinin içinden bir yol geçmektedir ve bir köprü vardır. Bu köprüyü kuş bakışına yakın tepenin birine gelirler. Atatürk İsmet İnönü’ye dönerek;
—“Burası nasıl”dır. İsmet İnönü Anlamamış olacak;
—“Efendim paşam.” der. Atatürk bunun üzerine İsmet İnönü’ye;
—“Vay! Kuş kafa vay.” der. Daha sonra diğer tepeye gelirler. Bu sefer yeri gösteren Atatürk, Fevzi Paşaya;
—“Burası uygun mudur?” Fevzi Paşa İse;
—“Muhkemdir.” Paşam diyerek karşılık verir. Fevzi Paşa daha sonra dedeme dönerek;
—“Mehmet burada ne oldu.” Diye sorar. Dedem ise Fevzi Çakmak’ın huyunu bildiği için;
—“Bilmiyorum Paşam diye cevap verir.” Bunun üzerine Fevzi Çakmak;
—“Biliyorsun da akıllılık ediyorsun.” der ve ekler, “Eğer bunu buradakilerden başkası duyacak olursa seni vururum.” der. Dedem Fevzi Çakmak’ın kişiliği hakkında şöyle demiş. “İtaatsizliği anında cezalandırırdı ve çok acımasızdı, düşmanı da dostu da vurmaktan çekinmezdi.”

       Daha sonra birliğe dönerler dedemin arkadaşı merak edip nere gittiniz diye dedeme ısrarla sorup durur. Dedem yapma olum söylediğimi Fevzi Çakmak duyarsa senide beni de vurur dese de dinletemez. Dedem “Yakında taarruz var.” der sadece. İki gün sonrada belirtilen tepelerde siperler kazılır. Dedem topçu birliğindedir ve komutanların bulunduğu sipere yakındır. Kısa bir süre sonra bu kab şeklindeki vadiden yunan ordusu geçmek için görünür ve yunan ordusuna ilk atışı topçu birliği yapar. İlk atışlar vadinin ortasındaki köprüyedir ve muvafıkta olunur. Köprü yıkılır ve gelen yunan araçları bu vadide saplanır kalır ve ağır bir top atışına tutulurlar. İsmet İnönü’nün emrindeki birliğe süngü tak emri verilir. Toplar sustuğunda, Allah Allah nidaları yükselir, ordumuz hücuma geçer. Topçu erleri beklemektedir. Fevzi Çakmak “Balını siz sürdünüz, ekmeğini onlar yiyecek.”Diyerek topçu birliğine de taarruza iştirak etmeleri yönünde emir verir. Fevzi Çakmak’ın niyeti ganimetten topçu birliği de yararlansın. Dedem Gazi Mehmet içeri girdiğinde diz kapaklarına kadar kana gömülür ve kan üzerinde ceset parçaları görünür ve o hale çok üzülür ve ganimet aklına bile gelmez. Öyle dona kalır ve şöyle bir laf eder;
—“Acaba yunan da adam kaldı mı.” dedirtecek kadar çok ceset bir aradadır, bu tabloyu görünce ganimet filan aklına gelmez.

        Yunanı denize dökünce, Türk Ordusu İzmir’e girer Fevzi Çakmak Dedem Gazi Mehmet’e “İzmir de bir evi sahiplen Mehmet.” dese de dedem boşalan evleri sahiplenmez. Zira dünya malına pek tamah etmemiştir. Onu tanıyanlara kendisini sorduğumda Osmaniye Köyüne öyle bir adam zor gelir, gibi iddialı bir söz duydum. Ordu terhis olup da köye geldiğinde Koçgiri aşiretini (alevi kürt) yeni kurulan cumhuriyete karşı ayaklandığını öğrenir ve ülkenin kurtuluş savaşına kendi köyünde de devam eder.

       Civar köyler Kürtlerin korkusundan Zara’ya sığınırlar, Osmaniye hariç. İmranlı dolaylarından başlayarak kürt çeteler Zara’ya kadar gelmiştir. Bizimkiler Başta dedem Gazi Mehmet ve Hacı Murat olmak üzere tüm köylülerimiz. Bir plan yaparlar ve kaleye mevziler kazarlar. Kürtler köye gelir. Kürtler bizimle beraber hareket edeceksiniz derler. Bizimkiler plan gereği sizleyiz derler. Daha sonra kürtler kaledeki mevzileri görünce bunları bizim için mi kazdınız, derler. Bizimkiler yok Kuvay-i Milliye gelirse kendimizi savunacağız derler. Kürtler bu numarayı yutar ve haberci salarlar Zara’ya Yüzbaşına gider siz orduyu toplayın biz çeteyi oyalıyoruz. Ordu geldiğinde bir kısmını Bağlamaya kadar kovalarlar ve bir derede kıstırıp imha ederler. İmranlı yönüne kaçan diğer gurubu ise takip etmek için askerler bizim köyde toplanır dedem Gazi Mehmet ile Hacı Murat da bu birliğe katılır. Ha bir de yüzbaşı harmanda Düven koşan Kerim (Dağıstan’dan ilk gelen Kerim) emmiyi görünce kaç yaşında diye sorar. 120 cevabını işitince şaşırır ve “Hay maşallah, hay maşallah” diyerek yanına giderler. Kerim emmiye Kindalce olarak “Elini sık yüzbaşının” derler. Yüzbaşının elini sıkınca, yüzbaşı olduğu yerde havaya sıçrar elinin ağrısından. “Hay maşallah” diyerek oradan ayrılırlar ve İmranlı’ya gelirler. Akşam olmuştur ve Yüzbaşı ikişer ikişer nöbetçi ayarlar. Nöbetçilerden ikisi mezar taşlarını kürt çeteler sanarak bölüğü ayağa kaldırır. Yüzbaşı gönüllü arar ama kimse çıkmaz bunu üzerine Hacı Murat’la dedem Gazi Mehmet aralarında kendi lisanında bişeyler konuşurlar, mealen;
—“O tarafta mezarlık vardı. Bunlar korkudan onları adam sanamasınlar.” manasına gelecek konuşmadan sonra “Biz gideriz.” derler ve her ihtimale karşı sürünerek giderler, bakarlar ki dikili mezar taşları ve etrafı kolaçan eder ve gelirler. Yüzbaşıya tekmil verirler. “Kimsecikler yok komutan, mezar taşları var sadece.” derler. Yüzbaşıda askerlerine dönerek “Ödlek herifler şu iki sivil kadar olmadınız, birde asker olacaksınız.” der. Bu isyanda bastırılır. Uzun bir sürede çekişmeler yaşanır ama çapulcuya asla pabuç bırakılmaz.

       Boşuna kızma komutan efendi bu dünyada asker olunmaz, bu dünyaya asker doğulur. Her babayiğit Şamil değil ki, her babayiğit Şamil diyarından değil ki.

       Savaşlarda gösterdiği başarılardan dolayı kendisine bir nişan verilmemiştir. Daha doğrusu kendisi istememiştir ne nişan ne de gazi maaşını. O şöyle diyormuş;

“Ben bu ülkeyi para için savunmadım ki para alayım.”

       Allah senden razı olsun ve senin neslinde senin gibi insani erdemlerle donanmış, dirayetli bireyler olurlar inşallah.

 Düzeltme:

        Gazi Mehmet uyandığında ordu çoktan izmire gittmiştir. İz sürerek orduyu bulmaya muvafık olur. Burada Orduya nişan dağıtılmıştır. Madalya kalmadığı içinde kendisine ve arkadaşına bir kağıt verilir. Üzerinde Atatürkün imzası olan bir kağıttır bu. Madalya gibidir diyede söylerler kendisine. Daha sonra arkadaşıyla birlikte bu kağıtları yırtarlar, veya bu kağıtlar kaybolmuştur. Ordu terhis edilipte köye geldiklerinde gazilere maaş bağlanıyordur bunun için ilgili yere gittiğinde evrak bulunamaz. Dedemde sinirlenerek, "Paranıza kalmadım." diyerek çıkar.

 

 

Kategori: Hikayeler, Nükteler, Efsaneler, | Ekleyen: bejdal (2008-07-15) | Yazar: bejdal
İzlenme: 2379 | Yorumlar: 1 | Reyting: 4.5/2 |
Toplam yorumlar: 1
2013-04-03 Spam
1. Oğuz Kaan AKKAYA
Gazi Mehmet'in torunu olmak ne güzel şey =)

Only registered users can add comments.
[ Registration | Login ]
Giriş
Arama
Blok
İstatistik

Sitedeki Toplam Kişi: 1
Misafir: 1
Üye: 0
Copyright MyCorp © 2016